Bölüm 8
Mühürlü Gül

BÖLÜM 8 – ADIM

5 dk okuma
Sabah, gecenin bıraktığı ağırlığı tamamen silememişti; gökyüzünü kaplayan kurşuni bulutlar, güneşin ışığını ince bir tül gibi engelliyor, pencereden içeri süzülen solgun aydınlık bile çalışma odasında yaşananların yalnızca kötü bir rüya olmadığını, aksine Duru’nun hayatını geri dönülmez biçimde değiştiren bir başlangıç olduğunu sessizce hatırlatıyordu ve o, neredeyse hiç uyumadığı gecenin ardından aynaya baktığında yalnızca yorgun bir yüz değil, birkaç saat içinde yıllarca yaşlanmış gibi görünen, gözlerinin derinliklerinde korku kadar kararlılığı da taşıyan bambaşka bir kadın gördü.

 

Masanın üzerinde duran eski pirinç anahtar, sabah ışığında mat bir şekilde parlıyor, yanındaki yanık mektup ve siyaha dönmüş fotoğraf ise sanki geceden kalan sessiz tanıklar gibi hiçbir yere gitmeden onu bekliyordu; Duru elini anahtara uzattı, birkaç saniye parmaklarının arasında çevirdi, sonra dikkatlice çekmeceye yerleştirdi, çünkü bugün önce bedeninin, ardından da zihninin taşıdığı yükle yüzleşmesi gerekiyordu.

 

Annesi mutfakta sessizce kahve hazırlıyordu.

 

İkisi de konuşmuyordu.

 

Konuşacak çok şey vardı ama hiçbir kelime, gece boyunca öğrendikleri gerçeklerin ağırlığını hafifletecek kadar güçlü değildi.

 

Kısa bir yolculuğun ardından hastanenin fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezine ulaştıklarında, binanın beyaz duvarları, geniş camları ve koridorlara sinmiş keskin antiseptik kokusu Duru’ya her zamanki gibi düzeni ve güveni hatırlatması gerekirken, bugün bütün bu tanıdık görüntüler ona yabancı geliyordu; çünkü zihni hâlâ eski evin karanlık koridorlarında, gizli bölmenin içinde bulunan mektupta ve “Gerçek, evin altında bekliyor.” cümlesinde takılı kalmıştı.

 

Bekleme salonunda otururken çevresindeki insanların yüzlerini tek tek inceledi.

 

Kimileri koltuk değneklerine yaslanmıştı.

 

Kimileri yeniden yürümeyi öğrenmek için sabırsız görünüyordu.

 

Bazılarının yüzünde acı, bazılarının gözlerinde ise umudun sessiz ışığı vardı.

 

Duru, onların arasındaydı.

 

Ama diğerlerinden farklı olarak yalnızca bedenini değil, geçmişini de yeniden ayağa kaldırmaya çalışıyordu.

 

Kapı açıldı.

 

“Bayan Duru?”

 

Nazik ama kendinden emin bir ses koridorda yankılandı.

 

Duru başını kaldırdı.

 

Genç fizyoterapist gülümseyerek ona doğru yaklaştı.

 

“Ben Elif. Bugün ilk seansımıza başlayacağız.”

 

Duru hafifçe gülümsedi.

 

İçindeki fırtınayı saklamaya çalışarak başını salladı.

 

Tedavi salonuna girdiklerinde geniş pencerelerden süzülen donuk gün ışığı, odanın ortasındaki paralel barları, denge tahtalarını ve egzersiz ekipmanlarını aydınlatıyor, cihazlardan gelen hafif mekanik uğultular insanın içine tuhaf bir ritim yerleştiriyordu.

 

Elif, Duru’nun dosyasını dikkatlice inceledikten sonra yumuşak bir sesle konuştu.

 

“Bugün kendinizi zorlamayacağız. Önce kaslarınızın verdiği tepkileri göreceğiz. Burada önemli olan hız değil, güven.”

 

Duru derin bir nefes aldı.

 

Bu cümle, yalnızca tedavi için değil, hayatı için de söylenmiş gibiydi.

 

İlk egzersiz başladığında kollarındaki kaslar gerildi, omuzları istemsizce kasıldı ve yıllardır hareketsiz kalmanın bıraktığı sertlik bütün bedenine yayıldı; her hareket küçük görünmesine rağmen büyük bir mücadele gerektiriyor, birkaç santimetrelik ilerleme bile uzun bir yol yürümüş kadar yorucu oluyordu.

 

Elif sabırla yanında duruyor, her hareketten sonra onu cesaretlendiren kısa cümleler kuruyor, Duru ise yalnızca kaslarını değil, korkularını da kontrol etmeye çalışıyordu.

 

Bir süre sonra paralel barların yanına geldiler.

 

Elif sakin bir ifadeyle gülümsedi.

 

“Şimdi birlikte ilk denememizi yapacağız.”

 

Duru barlara sıkıca tutundu.

 

Avuçlarının içi terlemişti.

 

Kalbi hızla atıyordu.

 

Derin bir nefes aldı.

 

Ayaklarını yere daha sağlam bastırmaya çalıştı.

 

Kasları titredi.

 

Dizleri zorlandı.

 

Sanki bedeni ona yıllardır unuttuğu bir hareketi yeniden hatırlatmaya çalışıyordu.

 

Elif yumuşak bir sesle konuştu.

 

“Harika gidiyorsunuz… Acele etmeyin.”

 

Duru gözlerini kapattı.

 

Tam o anda zihninde yine o gece canlandı.

 

Alevler…

 

Duman…

 

Yanık fotoğraf…

 

Eski anahtar…

 

Ve karanlığın içinden yükselen o cümle…

 

“Gerçek, evin altında bekliyor.”

 

Bir an için dengesini kaybedecek gibi oldu.

 

Elif hemen kolundan destek verdi.

 

“İyi misiniz?”

 

Duru gözlerini açtı.

 

Başını hafifçe salladı.

 

“Evet…”

 

Ama biliyordu ki asıl dengesini bozan şey bedenindeki güçsüzlük değil, peşine düştüğü gerçeğin ağırlığıydı.

 

Birkaç dakika sonra bütün gücünü toplayarak sağ ayağını yavaşça öne doğru hareket ettirdi.

 

Ardından sol ayağını…

 

Küçücük bir hareketti.

 

Belki yalnızca birkaç santimetre.

 

Ama Duru için o mesafe, yıllardır içinde taşıdığı umutsuzluğun üzerine kurulmuş görünmez bir köprü gibiydi.

 

Elif’in yüzünde gururlu bir tebessüm belirdi.

 

“İşte bu…” dedi alçak sesle.

 

“İlk adım her zaman en zorudur.”

 

Duru da hafifçe gülümsedi.

 

Fakat o anda cebindeki telefon sessizce titreşti.

 

Ekrana baktığında gönderen yine görünmüyordu.

 

Mesaj yalnızca tek bir cümleden oluşuyordu.

 

“İlk adımı attın… Şimdi sıra gerçeğe gelmekte.”

 

Duru’nun yüzündeki gülümseme yavaşça kayboldu.

 

Telefonu avucunda sıkıca kavradı.

 

Demek ki onu izleyen kişi yalnızca geçmişini değil, bugün attığı her adımı da biliyordu.

Bölüm Tamamlandı

BÖLÜM 8 – ADIM

5 dk
Okuma Süresi
8/10
İlerleme

Bölüm Yorumları (0)

Yorumlar yükleniyor...
Sesli Okuma
Otomatik Kaydırma
Mühürlü Gül, Bölüm 8
📝

Kişisel Not

Sağ üstteki ⚙️ Ayarlar ile okuma deneyimini kişiselleştir — tema, yazı tipi, sesli okuma ve daha fazlası.
👁️
Göz Molası
20 dakikadır okuyorsun. 20 saniye boyunca 20 metre uzağa bak.