
Mühürlü Gül
O, insanlardan saklanan bir varlığın çocuğuydu. Altı ay on günlük prematüre bir doğumla dünyaya geldiğinde, ailesi bunun sadece tıbbi bir mucize olduğunu sandı. Ama bazı geceler, hastane odasının ışıkları titrerken hemşireler bebeğin gözlerinin “fazla bilge” göründüğünü fısıldadı.Yıllar geçti.Yürüme engeliyle büyüdü; hayatı tekerlekli sandalye ile sınırlıydı. Ancak onun asıl sınırı bedeni değil, geçmişine sinmiş karanlıktı. Babası, bir yangında hayatını kaybeden bir itfaiyeciydi. Geride yalnızca duman kokusu değil, yarım kalmış bir sır bırakmıştı.Ve sonra o adam çıktı karşısına…Fizyoterapist.Soğukkanlı, mesafeli, geçmişi kimse tarafından tam bilinmeyen bir adam. Onun görevi sadece bedenini iyileştirmekti. Ama her seans, kızın vücudundan çok ruhuna dokunan bir şeye dönüşüyordu. Çünkü adam, onun kaslarını değil, içindeki “diğer varlığı” hissediyordu.Geceleri ise gerçeklik kırılıyordu.Duvarların köşesinde duran gölgeler hareket ediyor, odanın içinde nefes almayan bir varlık dolaşıyordu. Kız bazen kendi bedeninde yalnız olmadığını hissediyordu. Sanki onunla birlikte yaşayan, onu doğduğu andan beri takip eden bir “cin” vardı.Ve en korkuncu şuydu:O cin, fizyoterapisti de tanıyordu.Adam her dokunuşunda geri çekilmiyor, tam tersine daha da yaklaşıyordu. Sanki kızın içindeki varlığı iyileştirmeye değil… uyandırmaya gelmişti.Altı ay on günlük doğumun bıraktığı şey sadece zayıf bir beden değil, iki dünya arasında açılmış bir kapıydı. Ve o kapının anahtarı, aşk gibi başlayan ama giderek karanlığa dönüşen bu ilişkide saklıydı.
Hikâye Hakkında
O, insanlardan saklanan bir varlığın çocuğuydu. Altı ay on günlük prematüre bir doğumla dünyaya geldiğinde, ailesi bunun sadece tıbbi bir mucize olduğunu sandı. Ama bazı geceler, hastane odasının ışıkları titrerken hemşireler bebeğin gözlerinin “fazla bilge” göründüğünü fısıldadı.
Yıllar geçti.
Yürüme engeliyle büyüdü; hayatı tekerlekli sandalye ile sınırlıydı. Ancak onun asıl sınırı bedeni değil, geçmişine sinmiş karanlıktı. Babası, bir yangında hayatını kaybeden bir itfaiyeciydi. Geride yalnızca duman kokusu değil, yarım kalmış bir sır bırakmıştı.
Ve sonra o adam çıktı karşısına…
Fizyoterapist.
Soğukkanlı, mesafeli, geçmişi kimse tarafından tam bilinmeyen bir adam. Onun görevi sadece bedenini iyileştirmekti. Ama her seans, kızın vücudundan çok ruhuna dokunan bir şeye dönüşüyordu. Çünkü adam, onun kaslarını değil, içindeki “diğer varlığı” hissediyordu.
Geceleri ise gerçeklik kırılıyordu.
Duvarların köşesinde duran gölgeler hareket ediyor, odanın içinde nefes almayan bir varlık dolaşıyordu. Kız bazen kendi bedeninde yalnız olmadığını hissediyordu. Sanki onunla birlikte yaşayan, onu doğduğu andan beri takip eden bir “cin” vardı.
Ve en korkuncu şuydu:
O cin, fizyoterapisti de tanıyordu.
Adam her dokunuşunda geri çekilmiyor, tam tersine daha da yaklaşıyordu. Sanki kızın içindeki varlığı iyileştirmeye değil… uyandırmaya gelmişti.
Altı ay on günlük doğumun bıraktığı şey sadece zayıf bir beden değil, iki dünya arasında açılmış bir kapıydı. Ve o kapının anahtarı, aşk gibi başlayan ama giderek karanlığa dönüşen bu ilişkide saklıydı.
Son Yayınlanan Bölüm
Bölüm 01YANIK HATIRALARIN GÖLGESİ
Bölümü OkuBölümler
Wiki
Henüz yayınlanmış wiki sayfası yok. Yazar eklediğinde burada görünecek.
Genzo'da Yeni Başlayan Hikâyeler
Genzo Topluluğuna Katıl
Teorilerini paylaş, favori karakterlerini konuş, yeni bölümlerden ilk sen haberdar ol.