BÖLÜM 12 – BABAMIN YÜZÜ
Kapı kapandığında çıkan ses, bodrumun duvarlarında uzun süre yankılandı.
Güm.
Duru irkildi.
Annesinin parmakları hâlâ elinin üzerindeydi fakat kadın artık o kadar sıkı tutuyordu ki parmakları acımaya başlamıştı.
“Duru…”
Duru cevap vermedi.
Gözleri karşılarındaki adama kilitlenmişti.
Adam birkaç metre ötede, odanın karanlığının içinde duruyordu.
Telefonun feneri yüzünün yalnızca yarısını aydınlatıyordu.
Diğer yarısı gölgede kalmıştı.
Ama Duru için buna gerek yoktu.
O yüzü tanıyordu.
Çünkü çocukluğunun en eski fotoğraflarında o yüz vardı.
Annesinin yıllarca sakladığı albümlerde…
Salonun duvarında asılı duran eski çerçevede…
Doğum günlerinde çekilmiş fotoğraflarda…
Ve rüyalarında.
Babası.
Ama karşısındaki adam babası değildi.
Duru bunu biliyordu.
Yine de beyninin kabul etmek istemediği bir benzerlik vardı.
Çene çizgisi.
Kaşlarının şekli.
Bakışları.
Hatta başını hafifçe yana eğme biçimi bile…
Babası gibiydi.
Duru’nun sesi güçlükle çıktı.
“Sen kimsin?”
Adam cevap vermedi.
Sadece ona baktı.
Uzun süre.
Sanki Duru’nun yüzünde yıllardır aradığı bir şeyi bulmaya çalışıyordu.
Sonunda dudakları hafifçe kıvrıldı.
“Baban sana hiç benden bahsetmedi.”
Annesi bir anda öne çıktı.
“Sus.”
Adam gözlerini kadına çevirdi.
“Sen hâlâ aynı şeyi yapıyorsun.”
Kadının yüzü gerildi.
“Neyi?”
“Gerçeği saklamayı.”
“Senin burada olmaman gerekiyordu.”
Adamın gülümsemesi kayboldu.
“Benim değil.”
Bakışları Duru’ya döndü.
“Onun burada olmaması gerekiyordu.”
Duru’nun kalbi hızlandı.
“Ne demek istiyorsun?”
Adam masaya baktı.
Kutunun kapağı hâlâ açıktı.
İçindeki fotoğrafın yalnızca bir köşesi görünüyordu.
“Önce kutuya bak.”
Annesi hemen karşı çıktı.
“Hayır!”
Duru annesine döndü.
“Benden ne saklıyorsun?”
“Her şeyi.”
“Artık saklama.”
“Duru…”
“Yıllardır babamın bir kazada öldüğünü söylediniz.”
Kadının gözlerinden yaş süzüldü.
“Çünkü başka türlü hayatta kalamazdın.”
“Kimden?”
Annesi cevap vermedi.
Duru tekrar adama baktı.
“Kimden saklanıyorum?”
Adam birkaç saniye sustu.
Sonra ağır ağır konuştu.
“Babanın öldüğünü düşünen herkesten.”
Duru’nun kaşları çatıldı.
“Babam gerçekten öldü mü?”
Adamın yüzündeki ifade değişti.
İlk kez ciddi görünüyordu.
“Bunu sana söyleyebilecek tek kişi ben değilim.”
“Kim söyleyebilir?”
Adam masanın üzerindeki kutuyu işaret etti.
“O.”
Duru kutuya baktı.
Koyu renkli ahşabın üzerinde kendi adı hâlâ duruyordu.
DURU.
Harflerin kenarları aşınmıştı.
Ama yazı elle kazınmış gibiydi.
Duru tekerlekli sandalyesini yavaşça masaya doğru sürdü.
Annesi kolunu tuttu.
“Duru, yapma.”
Duru durdu.
“Baba bu kutuyu benim için hazırladı.”
Adam başını salladı.
“Hayır.”
Duru ona baktı.
“Ne?”
“Baban o kutuyu senin bulacağını biliyordu.”
“Aradaki fark ne?”
“Çünkü kutuyu senin açmanı istemedi.”
Duru’nun gözleri kutuya çevrildi.
“Az önce bana açmamamı söyleyen mesaj geldi.”
Adamın bakışları sertleşti.
“Mesajı kim gönderdi?”
“Babam.”
Adam bir an sustu.
Sonra ilk kez gerçekten korkmuş gibi göründü.
“Telefonunu bana göster.”
Duru telefonu kaldırdı.
Adam mesajı gördüğünde yüzündeki bütün ifade değişti.
“Bu imkânsız.”
Annesi fısıldadı.
“Ne oldu?”
Adam cevap vermedi.
Duru telefonu ona doğru uzattı.
“Bana ne olduğunu söyle.”
Adam ekrandaki gönderen adına baktı.
BABA.
Sonra başını kaldırdı.
“Baban bu telefonu kullanmıyordu.”
Duru’nun yüzü gerildi.
“Ne?”
“Çünkü o numara…”
Adam durdu.
“Babanın öldüğü gece kapatıldı.”
Bodrum bir anda daha soğuk geldi.
Duru’nun eli titredi.
“Peki mesajı kim gönderdi?”
Adam cevap vermedi.
Çünkü o anda…
Kutunun içinden küçük bir ses geldi.
Bip.
Üçü de dondu.
Kutunun içindeki fotoğrafın altında küçük bir kırmızı ışık yanıp sönüyordu.
Duru şaşkınlıkla baktı.
“Bu ne?”
Adam hemen masaya yöneldi.
“Dokunma.”
Ama çok geçti.
Kutunun içindeki cihaz bir kez daha öttü.
Bip.
Ardından ince bir mekanik ses duyuldu.
Ve odanın duvarlarından birinden bir kayıt sesi yükseldi.
Önce cızırtı.
Sonra…
Bir erkek sesi.
Duru’nun nefesi kesildi.
Çünkü o sesi hayatı boyunca yalnızca bir kişinin ağzından duymuştu.
Babası.
“Duru…”
Annesi ağlamaya başladı.
“Hayır…”
Kayıt devam etti.
“Eğer bunu dinliyorsan, demek ki duvar açıldı.”
Duru’nun gözleri büyüdü.
“Baba…”
Adam başını eğdi.
Kayıttaki ses devam etti.
“Ve eğer duvar açıldıysa, annen sana gerçeği anlatmak zorunda kalmıştır.”
Annesi gözlerini kapattı.
“Özür dilerim.”
Duru ona baktı.
“Devam etsin.”
Kadın ağlayarak başını salladı.
Kayıttaki adam birkaç saniye sustu.
Sonra daha düşük bir sesle konuştu.
“Duru, sana söyleyeceğim ilk şey şu…”
Cızırtı.
“Bana güvenme.”
Duru’nun yüzü bembeyaz oldu.
Adam karşısında kıpırdamadan duruyordu.
Kayıt devam etti.
“Çünkü benim yüzümü taşıyan herkes benim değildir.”
Duru yavaşça karşısındaki adama baktı.
Adam gözlerini kaçırmadı.
“Beni arama.”
Kayıt bir an kesildi.
Sonra babasının sesi yeniden duyuldu.
“Eğer beni bulduysan, artık seni de bulacaklar.”
Duru’nun kalbi hızlandı.
“Kim?”
Kayıttaki ses sanki bu soruyu duymuş gibi cevap verdi.
“Onlar.”
Odadaki ışık bir anda söndü.
Duru çığlık attı.
Annesi ona sarıldı.
Karanlığın içinde bir sandalye devrildi.
Adamın sesi duyuldu.
“Herkes yerinde kalsın!”
Duru’nun telefonu yere düştü.
Fener söndü.
Tamamen karanlık.
Sonra…
Bir nefes sesi.
Duru’nun hemen arkasından.
“Duru…”
Duru dondu.
Bu kez ses odanın diğer ucundan gelmiyordu.
Kulağının dibindeydi.
Bir el omzuna dokundu.
Duru çığlık atarak geri çekildi.
Annesi bağırdı.
“Duru!”
Telefon yere çarptı ve fener yeniden yandı.
Işık duvara vurdu.
Adam oradaydı.
Ama birkaç saniye önce durduğu yerde değildi.
Duru’nun arkasındaydı.
Ve yüzünde korkunç bir ifade vardı.
“Buradan çıkmalıyız.”
Duru nefes nefese kaldı.
“Sen…”
Adam kapıya baktı.
“Artık çok geç.”
“Ne için?”
Adam cevap vermeden duvarın üst tarafını işaret etti.
Duru başını kaldırdı.
Duvarın taşları arasında küçük kırmızı bir ışık yanıyordu.
Bir tane.
Sonra bir tane daha.
Sonra bir tane daha.
Annesi fısıldadı:
“Bizi izliyorlar.”
Adam başını salladı.
“Hayır.”
Duru ona baktı.
Adamın gözleri karanlıkta sabitlendi.
“Bizi izlemiyorlar.”
Kısa bir sessizlik oldu.
“Bizi dinliyorlar.”
Tam o anda odanın bir köşesinden bir klik sesi geldi.
Sonra duvardaki küçük hoparlörden başka bir ses yükseldi.
Bir kadın sesi.
Soğuk.
Sakin.
Ve ürkütücü derecede tanıdık.
“Sonunda.”
Duru’nun kanı dondu.
Kadın devam etti.
“Duru Vale.”
Duru’nun gözleri büyüdü.
“Beni duyabiliyor musun?”
Annesi başını iki yana sallayarak ağlamaya başladı.
“Hayır…”
Kadın güldü.
“Annen sana hiçbir şeyi anlatmamış.”
Duru’nun sesi titredi.
“Sen kimsin?”
Hoparlörden kısa bir sessizlik geldi.
Sonra kadın cevap verdi.
“Babanın ölümünden önce konuştuğu son kişi.”
Duru’nun nefesi kesildi.
“Babanın…”
Kadın sözünü tamamladı.
“…ve senin doğmadan önce tanıdığın kişi.”
Duru’nun yüzündeki ifade dondu.
“Ben seni hiç tanımıyorum.”
Kadın hafifçe güldü.
“Tanıyorsun.”
Bir saniye.
İki saniye.
Sonra:
“Çünkü annen sana benim fotoğrafımı yıllarca gösterdi.”
Duru annesine döndü.
Kadının yüzü bembeyazdı.
“Anne?”
Kadın konuşamadı.
Duru’nun sesi yükseldi.
“Kim bu kadın?”
Annesi sonunda fısıldadı.
“Senin…”
Sesi kırıldı.
“Senin ikizinin annesi.”
Sessizlik.
Duru’nun gözleri büyüdü.
“Benim… ne?”
Kadın devam edemedi.
Hoparlörden gelen ses ise sakince konuştu:
“Artık öğrenmenin zamanı geldi.”
Kutunun kapağı tamamen açıldı.
İçinden bir fotoğraf daha düştü.
Duru eğilip fotoğrafı aldı.
Fotoğrafta iki küçük kız çocuğu vardı.
İkisi de aynı yüz.
Aynı gözler.
Aynı saçlar.
Ve fotoğrafın arkasında tek bir cümle yazıyordu:
BİRİSİ YAŞAYACAK. DİĞERİ ÖLECEK.
Duru’nun elleri titremeye başladı.
Tam o anda bodrumun kapısının dışından ayak sesleri geldi.
Bir kişi değil.
Birden fazla kişi.
Yaklaşıyorlardı.
Adam silahını çıkardı.
Duru ona baktı.
“Bunlar kim?”
Adam kapıya baktı.
“Babanın korktuğu insanlar.”
Ayak sesleri durdu.
Kapının diğer tarafından üç kez vuruldu.
Tak.
Tak.
Tak.
Sonra bir erkek sesi duyuldu.
“Duru Vale.”
Duru nefesini tuttu.
“Kapıyı aç.”
Adam başını iki yana salladı.
“Kesinlikle açma.”
Kapının arkasındaki adam tekrar konuştu.
“Babanı görmek istiyorsan…”
Duru’nun gözleri büyüdü.
“…kapıyı aç.”
Ve o anda…
Duru’nun telefonuna yeni bir mesaj geldi.
Tek cümle.
BEN HÂLÂ HAYATTAYIM.
Gönderen:
BABA.
Duru’nun gözlerinden yaşlar süzüldü.
Çünkü artık tek bir soru vardı.
Babası gerçekten ölmüş müydü?
Yoksa bütün bu yıllar boyunca…
Onu kendisinden saklayan kişi yine babası mıydı?
Bölüm Yorumları (0)
Bu bölüm hakkında yorum bırakmak için giriş yapın.