Bölüm 11
Mühürlü Gül

BÖLÜM 11 – DUVARIN ARDINDA

7 dk okuma

BÖLÜM 11 – DUVARIN ARDINDA

Ve kapı…

Milim milim aralanmaya başladı.

Eski menteşelerden yükselen ince gıcırtı, sessiz evin içinde olduğundan çok daha yüksek yankılanıyordu.

Duru, elini paslanmış kapı kolunun üzerinde tutarak birkaç saniye boyunca kıpırdamadan bekledi. Parmaklarının altında soğuk metali hissedebiliyordu. Bodrumdan yükselen hava, yüzüne keskin bir ürpertiyle çarptı. Rutubet, küf ve yıllardır açılmamış bir yerin ağır kokusu birbirine karışmıştı.

Arkasında annesi vardı.

Kadın hiçbir şey söylemiyordu.

Sadece aşağıya bakıyordu.

Sanki merdivenlerin altında gördüğü şey, yıllardır unutmaya çalıştığı bir anıyı yeniden önüne getirmişti.

Duru telefonunu çıkardı ve fenerini açtı.

Beyaz ışık karanlığın içine uzandı.

Önce ilk basamak göründü.

Sonra ikincisi.

Üçüncüsü…

Daha aşağıda ise karanlık, ışığı yutuyordu.

Duru tekerlekli sandalyesini dikkatlice merdivenlerin başında durdurdu. Aşağıya inemeyeceği için gözlerini karanlığa alıştırmaya çalıştı.

Tam o sırada ışığın ulaştığı yerde bir şey fark etti.

Duvar.

Ama sıradan bir duvar değildi.

Taşların tam ortasında, diğerlerinden daha yeni görünen geniş bir bölüm vardı.

Ve üzerinde…

Bir sembol.

Duru’nun nefesi kesildi.

Yarım daire şeklindeki kırmızı çizginin ortasından aşağıya doğru uzanan bir anahtar figürü vardı.

Aynı sembol.

Fotoğrafta gördüğü sembol.

Duru’nun elindeki pirinç anahtar bir anda ağırlaşmış gibi oldu.

Yavaşça arkasına döndü.

“Anne…”

Kadın cevap vermedi.

“Bu sembolü daha önce gördün.”

Annesi gözlerini kapattı.

“Evet.”

“Ne zaman?”

Uzun bir sessizlik oldu.

Sonunda kadın başını kaldırdı.

“Babanın öldüğü gece.”

Duru’nun yüzündeki bütün ifade değişti.

“Sen bana o geceyi hiç anlatmadın.”

“Anlatamadım.”

“Neden?”

“Çünkü bazı şeyleri kelimelere dökersen gerçek olduklarını kabul etmek zorunda kalırsın.”

Duru annesine baktı.

“Ben gerçeği bilmek istiyorum.”

Kadının gözleri doldu.

“Babanı kaybettiğimiz gece… onu en son burada gördüm.”

Duru’nun sesi alçaldı.

“Bodrumda mı?”

“Evet.”

“Ne yapıyordu?”

Annesi duvara baktı.

“Duvarı kırmaya çalışıyordu.”

Duru’nun kaşları çatıldı.

“Duvarı?”

“Günlerce.”

“Ne arıyordu?”

“Bilmiyorum.”

“Anne.”

“Gerçekten bilmiyorum, Duru.”

Kadının sesi titremeye başladı.

“Baban son haftalarda değişmişti. Sürekli bir şeylerden korkuyordu. Geceleri uyumuyor, saatlerce aşağıda kalıyordu. Bazen onu buradan çıkarabilmek için kapının önünde bekliyordum.”

“Peki sana ne söyledi?”

Annesi dudaklarını birbirine bastırdı.

“Bir gece bana sadece şunu söyledi…”

Duru bekledi.

“‘Duvarın arkasında olmaması gereken bir şey var.’”

Bodrumun içinden soğuk bir hava daha yükseldi.

Duru istemsizce ürperdi.

“Sonra?”

“Ertesi sabah…”

Kadın sustu.

“Sonra ne oldu?”

“Baban öldü.”

Duru’nun bakışları yere indi.

Yıllardır babasının ölümüyle ilgili anlatılan tek şey bir kazaydı.

En azından ona söylenen buydu.

Ama şimdi annesinin gözlerinde gördüğü korku, bunun bir kaza olmadığını söylüyordu.

“Bana neden şimdi anlatıyorsun?”

Annesi ona yaklaştı.

“Çünkü artık saklayamıyorum.”

Tam o anda…

Aşağıdan metalik bir ses duyuldu.

Tak.

İkisi de sustu.

Duru’nun kalbi hızlandı.

Birkaç saniye sonra ses yeniden geldi.

Tak…

Tak…

Bu kez daha netti.

Sanki birisi taşların arkasında metal bir nesneye vuruyordu.

Duru karanlığa baktı.

“Biri var.”

Annesi hemen onun omzuna dokundu.

“Hayır.”

“Ses duydun.”

“Duydum.”

“O zaman orada biri var.”

Annesinin yüzü bembeyaz oldu.

“Duru, aşağı inme.”

“Anne, yıllardır aradığımız şey burada olabilir.”

“Baban da aynı şeyi düşündü.”

Duru sustu.

Annesi duvara baktı.

“Ve baban bana son gece bir şey söyledi.”

“Ne söyledi?”

Kadının sesi neredeyse fısıltıya dönüştü.

“Eğer bir gün duvarın arkasından ses gelirse…”

Duru bekledi.

“Ne?”

“Kapıyı açma.”

Duru’nun gözleri büyüdü.

“Neden?”

Annesi başını iki yana salladı.

“Çünkü baban, orada yalnızca bir şey saklamadığını söyledi.”

Duru’nun boğazı kurudu.

“Ne var orada?”

Annesi cevap vermedi.

Duru elindeki anahtara baktı.

Sonra duvardaki sembole.

Pirinç anahtarın şekli, sembolün ortasındaki metal yuvaya neredeyse kusursuz şekilde uyuyordu.

Annesi bunu fark ettiği anda onun elini tuttu.

“Duru…”

“Bunu açacağım.”

“Hayır.”

“Babamın neden öldüğünü öğrenmek istiyorum.”

“Bunu öğrenmenin bedeli olabilir.”

“Zaten yıllardır bedel ödüyorum.”

Annesi gözlerini kapattı.

Duru anahtarı kaldırdı.

Yuvaya yerleştirdi.

Bir an hiçbir şey olmadı.

Sonra…

Klik.

Bodrumun derinliklerinden ağır bir mekanizma sesi yükseldi.

Taşların içinden bir titreşim geçti.

Duru’nun gözleri büyüdü.

Duvarın ortasında ince bir çizgi belirdi.

Ardından taş bölüm yavaşça hareket etmeye başladı.

Önce birkaç santim.

Sonra biraz daha.

Eski duvar, yıllardır kimsenin dokunmadığı bir sır gibi ağır ağır yana kaydı.

Annesi elini ağzına götürdü.

Duru’nun telefonu titreyen ellerindeydi.

Fenerin ışığı karanlık boşluğun içine düştü.

Ve ortaya küçük bir oda çıktı.

Oda yıllardır kapalı kalmış gibiydi.

Duvarlarda sararmış fotoğraflar vardı.

Bazılarında babası görünüyordu.

Bazılarında ise Duru’nun daha önce hiç görmediği insanlar…

Ortada eski bir masa vardı.

Masanın yanında ahşap bir sandalye duruyordu.

Masanın üzerinde ise küçük, koyu renkli bir kutu vardı.

Duru’nun gözleri kutuya kilitlendi.

Kutunun üzerinde tek bir kelime yazıyordu.

DURU.

Duru’nun nefesi kesildi.

“Benim adım…”

Annesi yanına geldi.

“Baban bırakmış.”

“Benim için mi?”

Kadın cevap veremedi.

Duru birkaç saniye boyunca kutuya baktı.

Sonra telefonundan bir bildirim sesi geldi.

Bip.

İkisi de irkildi.

Duru ekrana baktı.

Yeni bir mesaj vardı.

Mesajda yalnızca dört kelime yazıyordu:

KUTUYU SAKIN AÇMA.

Duru’nun yüzü gerildi.

“Bunu kim gönderdi?”

Annesi telefon ekranına baktı.

Bir anda yüzündeki bütün renk çekildi.

“Anne?”

Kadın cevap vermedi.

“Kim gönderdi?”

Annesi titreyen parmağıyla ekranın altını gösterdi.

Duru aşağıya baktı.

Numara kayıtlı değildi.

Ama gönderen adı…

Duru’nun kalbine buz gibi bir korku saplandı.

BABA

Duru’nun parmakları uyuştu.

“Bu mümkün değil…”

Annesinin gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı.

“Duru…”

“Babam öldü.”

“Biliyorum.”

“Babam öldü, değil mi?”

Annesi cevap veremedi.

“Anne!”

Kadın ağlamaya başladı.

“Lütfen kutuya dokunma.”

Duru ona baktı.

Sonra yeniden odaya çevirdi gözlerini.

Ve tam o anda…

Eski sandalye hareket etti.

Önce birkaç santim.

Sonra biraz daha.

Ahşap ayaklardan biri taş zeminde sürüklendi.

Gııııııııc…

Duru’nun nefesi kesildi.

“Anne…”

Kadın onun elini sıkıca tuttu.

“Geri dönüyoruz.”

“Bekle.”

“Hayır.”

“Orada biri var.”

Odanın içinden çok hafif bir nefes sesi geldi.

Duru’nun gözleri karanlığa kilitlendi.

Bir nefes.

Sonra bir tane daha.

Annesi geri çekildi.

“Duru…”

Karanlığın içinden bir ses yükseldi.

Çok alçak.

Çok uzak.

Ama fazlasıyla tanıdık.

“Duru…”

Duru’nun gözleri doldu.

Dudakları titredi.

“Baba…”

Annesi hemen başını iki yana salladı.

“Hayır.”

Ses tekrar geldi.

Bu kez daha yakından.

“Duru…”

Karanlığın içinde bir gölge hareket etti.

Duru annesinin elini bıraktı.

“Beni duyuyor…”

“Duru, hayır!”

Gölge biraz daha yaklaştı.

Yüzü hâlâ görünmüyordu.

Sadece ayak sesleri duyuluyordu.

Bir adım.

Sonra bir adım daha.

Duru’nun kalbi göğsünü parçalayacakmış gibi atıyordu.

Ve sonunda karanlığın içinden o ses yeniden yükseldi.

“Beni buldun.”

Duru’nun gözlerinden bir damla yaş süzüldü.

Çünkü o sesi tanıyordu.

O ses…

Yıllardır yalnızca hatıralarında duyduğu babasının sesiydi.

Annesi titreyerek geri çekildi.

“Bu o değil.”

Duru ona baktı.

“Nasıl bu kadar emin olabiliyorsun?”

Kadın cevap veremedi.

Karanlığın içindeki gölge bir adım daha attı.

Telefonun feneri yüzüne doğru çevrildi.

Ve ışık…

Yüzün yalnızca yarısını aydınlattı.

Duru’nun gözleri büyüdü.

Çünkü karşısındaki adam…

Babası değildi.

Ama babasının yüzünü taşıyordu.

Ve masanın üzerindeki kutu, kendi kendine açılmaya başladı.

Klik.

Duru dondu.

Kutunun kapağı birkaç santim yükseldi.

İçeriden eski bir fotoğraf göründü.

Fotoğrafta Duru vardı.

Ama fotoğrafın çekildiği tarih…

Babası ölmeden tam on yıl öncesini gösteriyordu.

Duru fotoğrafa bakarken karanlıktaki adam son kez fısıldadı:

“Baban sana hiçbir şeyi anlatmadı.”

Bir saniyelik sessizlik oldu.

“Çünkü gerçeği öğrenirsen…”

Adam başını hafifçe kaldırdı.

“…sıradaki kişi sen olacaksın.”

Ve bodrumun kapısı arkalarından kendiliğinden kapandı.

Bölüm Tamamlandı

BÖLÜM 11 – DUVARIN ARDINDA

7 dk
Okuma Süresi
11/15
İlerleme

Bölüm Yorumları (0)

Yorumlar yükleniyor...
Sesli Okuma
Otomatik Kaydırma
Mühürlü Gül, Bölüm 11
📝

Kişisel Not

Sağ üstteki ⚙️ Ayarlar ile okuma deneyimini kişiselleştir — tema, yazı tipi, sesli okuma ve daha fazlası.
👁️
Göz Molası
20 dakikadır okuyorsun. 20 saniye boyunca 20 metre uzağa bak.