Bölüm 3
Mühürlü Gül

BÖLÜM 3 KÜLÜN ALTINDAKİ İZLER

4 dk okuma

BÖLÜM 3 KÜLÜN ALTINDAKİ İZLER

Duru sabah uyandığında odasında garip bir sessizlik vardı. Gece boyunca açık kalan bilgisayar ekranı artık kararmıştı ama ışığı sanki hâlâ odanın içinde asılı kalmış gibiydi. Uyuyamamıştı. Ya da tam olarak uyumamıştı; daha çok, zihni uyanık kalmıştı.

Parmaklarının arasında hâlâ o kelimeler vardı.

“İtfaiye… yangın… rapor…”

Bunları yazdığını hatırlamıyordu. Sadece bir noktadan sonra ellerinin kendi kendine hareket ettiğini, arama çubuğuna bir şeyler yazdığını biliyordu. Sanki bir düşünce değil de bir dürtü onu yönlendirmişti.

Tekerlekli sandalyesini yavaşça pencereye çevirdi. Van sabahı griydi. Yağmur geceki kadar sert değildi ama gökyüzü hâlâ ağırdı, kapanmamış bir yara gibi.

“Saçmalama,” dedi kendi kendine. Ama sesi bile kendisini ikna edemedi.

Kapı çalındı.

Annesi içeri girdiğinde elinde bir bardak çay vardı. Duru’ya bakmadan önce bilgisayara kısa bir bakış attı ama hiçbir şey sormadı. Bu bile Duru’nun içinde bir şeyleri sıkıştırdı.

“Sabaha kadar uyumadın mı yine?” dedi.

“İyiyim.”

Annesi çayı masaya bıraktı. “Kerem Bey bekliyor. Bugün erken başlamış.”

“Kerem Bey” ismi, odada görünmez bir değişim yarattı.

Duru başını hafifçe çevirdi. “Bugün gitmesem?”

Annesi cevap vermedi. Çünkü bu soru artık yeni değildi. Ama cevabı hep aynıydı.

“Yine mi geri çekileceksin?” dedi sonunda.

Duru sessiz kaldı.

Çünkü geri çekilmekle kalmak arasındaki farkı kendisi bile artık ayırt edemiyordu.

Rehabilitasyon merkezine vardığında Kerem’i her zamanki yerde beklerken bulduğunu sandı. Ama bu kez orada değildi.

Koridorun sonunda camın önünde duruyordu. Ellerini cebine koymuş, dışarı bakıyordu. Dosya taşımıyordu. Bu bile Duru’nun dikkatini çekti.

Yaklaştığında Kerem başını çevirdi.

“Geldin.”

“Gelmek zorundaydım mı?”

“Hayır.”

Bu cevap Duru’yu hazırlıksız yakaladı.

Kerem onun yanında yürüdü. “Dün söylediklerim seni rahatsız etti.”

“Etti.”

“Güzel.”

Duru’nun kaşları çatıldı. “Rahatsız olmak nasıl güzel olabilir?”

Kerem çok sakin konuştu. “İnsan ancak rahatsız olduğunda bakmaya başlar.”

Duru tekerlekli sandalyesini hafifçe geri itti. “Ben bakmak istemiyorum.”

Kerem durmadı. “İstememek de bir bakış açısıdır.”

Bu cümle, Duru’nun içini rahatsız eden bir yere dokundu ama nedenini anlayamadı.

Fizik tedavi odası her zamanki gibiydi: beyaz ışık, metal aletler, düzenli ama soğuk bir ortam.

Ama bugün Duru için hiçbir şey aynı değildi.

Kerem dosyasını açmadı. Bunun yerine tek bir belge çıkardı.

Eski, sararmış bir kâğıt.

Duru onu görür görmez nefesi sıkıştı.

“Bunu nereden buldunuz?”

Kerem cevap vermedi. Belgeyi ona doğru çevirdi.

Başlık netti:

OLAY YERİ İNCELEME RAPORU

Duru’nun elleri tekerlekli sandalyenin koluna daha sert bastı.

“Bunu bana neden gösteriyorsunuz?”

“Çünkü artık kaçmıyorsun.”

“Ben kaçmıyorum.”

Kerem kısa bir an durdu.

“Kaçıyorsun. Sadece yavaş.”

Bu cümle Duru’nun içinde bir yere çarptı.

Sessizlik büyüdü.

Kerem devam etti:

“Babanın ölümü… bir kaza değildi.”

O an oda değişti.

Hava bile farklılaştı.

Duru’nun sesi düşük ama keskin çıktı. “Ne diyorsunuz siz?”

Kerem gözlerini ondan ayırmadı.

“Bazı yangınlar kazara çıkmaz.”

Bu cümle, Duru’nun yıllardır kapalı tuttuğu bir kapıya ilk darbe gibi indi.

“Bunu kanıtlayabilir misiniz?” dedi.

Kerem dosyayı kapatmadı.

“Henüz.”

“Henüz” kelimesi, odada asılı kaldı.

Çünkü “henüz”, gerçeğin bitmediğini anlatıyordu.

Seans devam etmedi.

Ama bitmedi de.

İkisi de konuşmuyordu.

Duru bakıyordu.

Kerem bekliyordu.

Aralarındaki şey artık fizik tedavi değildi.

Bir soru olmuştu.

Duru sonunda fısıldadı:

“Eğer bu doğruysa… neden şimdi?”

Kerem camdan dışarı baktı.

Yağmur yeniden başlamıştı.

“Çünkü bazı gerçekler,” dedi, “ancak biri onları hatırlamaya başladığında ortaya çıkar.”

Duru’nun sesi titremedi ama içi titriyordu.

“Ben hiçbir şey hatırlamıyorum.”

Kerem ona döndü.

“İşte sorun bu.”

Duru merkezden çıktığında yağmur çoktan şehri sarmıştı.

Ama bu kez yağmur farklıydı.

Eskiden sesi onu rahatlatırdı.

Şimdi rahatsız ediyordu.

Eve vardığında bilgisayar hâlâ masadaydı.

Ekranı açtı.

Arama geçmişi duruyordu.

“İtfaiye yangın raporu…”

Bir an tereddüt etti.

Sonra dosyayı yeniden açtı.

Sayfalar yukarı doğru kaydı.

Ama sonra bir şey fark etti.

Bazı satırlar eksikti.

Bazı cümleler kesilmişti.

Bazı bölümler siyah çizgilerle kapatılmıştı.

Ve en altta küçük bir ibare vardı:

“Erişim kısıtlıdır.”

Duru’nun nefesi sıkıştı.

“Bu ne demek…” diye fısıldadı.

O an anlamadı.

Ama bir şeyi hissetti.

Bu bir hata değildi.

Bu bir saklamaydı.

Ve saklanan şeyler… bir gün mutlaka geri dönerdi.

Aynı yangın gibi.

Sönmüş sanılırdı.

Ama küllerin altında hep sıcak kalırdı.

Bölüm Tamamlandı

BÖLÜM 3 KÜLÜN ALTINDAKİ İZLER

4 dk
Okuma Süresi
3/3
İlerleme

Bölüm Yorumları (0)

Yorumlar yükleniyor...
Sesli Okuma
Otomatik Kaydırma
Mühürlü Gül, Bölüm 3
📝

Kişisel Not

Sağ üstteki ⚙️ Ayarlar ile okuma deneyimini kişiselleştir — tema, yazı tipi, sesli okuma ve daha fazlası.
👁️
Göz Molası
20 dakikadır okuyorsun. 20 saniye boyunca 20 metre uzağa bak.