Bölüm 14
Mühürlü Gül

BÖLÜM 14 – KIZIM

9 dk okuma

BÖLÜM 14 – KIZIM

“Kızım.”

Tek bir kelimeydi.

Ama Duru’nun içinde yıllardır kilitli duran bütün kapıları aynı anda açmaya yetmişti.

Nefesi boğazında düğümlendi.

Annesi arkasında ağlıyordu.

Adrian silahını hâlâ karanlığın içine doğrultmuştu.

Lara ise hiçbir şey söylemeden Duru’ya bakıyordu.

Ve sonra…

Karanlığın içinden bir adam çıktı.

Önce ayakkabıları göründü.

Sonra koyu renkli pantolonu.

Ardından elleri.

Bir elinde eski bir baston vardı.

Diğer eli boştu.

Adam birkaç adım daha attığında telefonun zayıf ışığı yüzüne ulaştı.

Duru’nun kalbi duracakmış gibi oldu.

Saçlarına düşen beyazlar vardı.

Yüzünde yılların izleri.

Gözlerinin çevresinde derin çizgiler.

Ama gözleri…

Duru o gözleri tanıyordu.

Çocukluğundan beri.

Rüyalarından.

Fotoğraflardan.

Hatıralardan.

“Baba…”

Adam durdu.

Gözleri doldu.

“Duru.”

Duru’nun dudakları titredi.

“Sen…”

Bir adım atmak istedi.

Ama bedeni hareket etmedi.

Sanki yıllardır beklediği o an geldiğinde, buna inanmayı reddediyordu.

“Sen öldün.”

Adam başını eğdi.

“Evet.”

Duru’nun gözlerinden yaşlar süzüldü.

“Bana yalan söyledin.”

“Evet.”

“Annem bana yalan söyledi.”

Adam annesine baktı.

“Evet.”

“Lara’nın öldüğünü söylediniz.”

Adam gözlerini Lara’ya çevirdi.

“Evet.”

Duru’nun sesi yükseldi.

“Bütün hayatım bir yalanmış!”

Babası cevap vermedi.

Duru ellerini tekerlekli sandalyesinin kollarına sıkıca bastırdı.

“Bana neden yaptınız bunu?”

Adamın yüzündeki ifade kırıldı.

“Çünkü seni korumak zorundaydım.”

“Beni kimden?”

“Benden.”

Duru sustu.

Babası devam etti.

“Ve benden daha tehlikeli olanlardan.”

Duru başını salladı.

“Bunun hiçbir anlamı yok.”

“Verecek.”

“Ne zaman?”

“Gerçeğin tamamını gördüğünde.”

Adrian araya girdi.

“Bunun için zamanımız yok.”

Babası ona baktı.

“Sen hâlâ silah taşıyorsun.”

“Sen hâlâ kaybolmayı seviyorsun.”

İki adam birbirlerine baktılar.

Aralarında yıllardır kapanmamış bir hesap olduğu belliydi.

Duru bunu fark etti.

“Adrian…”

Adrian bakışlarını kaçırdı.

“Babanın en yakın arkadaşı olmadığını söyleme.”

Adrian sessiz kaldı.

Duru’nun babası cevap verdi.

“Adrian benim ortağımdı.”

Duru şaşkınlıkla baktı.

“Ne ortağı?”

Adam birkaç saniye sustu.

“İnsanları araştırıyorduk.”

“Kimleri?”

“Bizi.”

Duru’nun kaşları çatıldı.

“Bizi?”

Babası başını salladı.

“Sen doğmadan çok önce, ailenin içinde bir şeylerin yanlış olduğunu fark ettim.”

Annesi sessizce konuştu.

“Bunu sana anlatmasını istemedim.”

Babası ona baktı.

“Artık saklamanın bir anlamı yok.”

Sonra Duru’ya döndü.

“Sen ve Lara doğduğunuzda…”

Bir an durdu.

“İkinizin de aynı gece kaybolacağını biliyordum.”

Duru’nun yüzü gerildi.

“Kim kaçıracaktı bizi?”

Babası cevap vermeden önce Lara’ya baktı.

Lara’nın gözleri karardı.

“Onlar.”

Duru tekrar babasına baktı.

“Kim onlar?”

Adam cebinden eski bir fotoğraf çıkardı.

Fotoğrafı Duru’ya uzattı.

Adrian hemen itiraz etti.

“Bunu şimdi yapma.”

“Artık zamanı geldi.”

Duru fotoğrafı aldı.

Fotoğrafta birkaç kişi vardı.

Bir masa etrafında oturuyorlardı.

Ortada babası vardı.

Yanında annesi.

Adrian.

Ve…

Duru’nun nefesi kesildi.

Fotoğraftaki diğer adamı tanıyordu.

Çünkü o adam…

Yıllardır evlerinin karşısındaki eski binanın penceresinden onları izleyen adamdı.

Duru’nun yüzü bembeyaz oldu.

“Bu adam…”

Babası hemen sordu.

“Onu tanıyor musun?”

“Evet.”

“Ne zamandır?”

“Çocukluğumdan beri.”

Babası fotoğrafı elinden aldı.

Yüzündeki bütün renk çekildi.

“Bu mümkün değil.”

“Ne?”

“Bu fotoğraf…”

Adam fotoğrafa baktı.

“Yirmi altı yıl önce çekildi.”

Duru başını kaldırdı.

“Evet.”

“Bu adam o zaman otuz yaşındaydı.”

Duru’nun kalbi hızlandı.

“Şimdi de aynı görünüyor.”

Babası sessiz kaldı.

Lara araya girdi.

“Çünkü o da yaşlanmıyor.”

Duru ona baktı.

“Ne?”

Lara yaklaşarak konuştu.

“Babamın araştırdığı şey buydu.”

Duru’nun gözleri büyüdü.

“İnsanların yaşlanmaması mı?”

“Hayır.”

Lara başını iki yana salladı.

“İnsanların yaşını değiştirebilmek.”

Bodrumdaki hava ağırlaştı.

Duru’nun zihni birbirine girdi.

Fotoğraf.

Duvar.

Deney.

İkiz.

Babası.

Ve yıllardır değişmeyen bir adam.

“Beni neden istiyorlar?”

Babası cevap verdi.

“Çünkü sen ilk başarılı sonuçtun.”

Duru dondu.

“Ben…”

“Sen ve Lara.”

Lara başını eğdi.

“İlk deney.”

Duru fotoğrafın arkasındaki yazıyı hatırladı.

İlk deney başarılı.

“Ne deneyi?”

Babası birkaç saniye boyunca konuşmadı.

Sonra Duru’nun gözlerinin içine baktı.

“Bellek.”

Duru’nun kalbi hızlandı.

“Ne?”

“İnsan hafızasını değiştirmek.”

Duru’nun nefesi kesildi.

“Benim hafızam mı değiştirildi?”

Babası cevap vermedi.

Duru’nun sesi titredi.

“Baba.”

Adam gözlerini kapattı.

“Evet.”

Duru’nun dünyası yeniden yıkıldı.

“Benim çocukluğum…”

“Gerçek.”

“Lara…”

“Gerçek.”

“Onu hatırlamam…”

“Gerçek.”

“Peki neyi hatırlamıyorum?”

Babası gözlerini kaldırdı.

“Beni neden öldü sandığını.”

Duru sessiz kaldı.

Babası devam etti.

“Sen dört yaşındayken laboratuvara götürüldün.”

Duru’nun yüzü gerildi.

“Hayır.”

“Hatırlamıyorsun.”

“Benim babam beni korurdu.”

“Koruyamadım.”

Lara sessizce yaklaştı.

“Ben seni oradan çıkardım.”

Duru ona baktı.

“Sen mi?”

Lara başını salladı.

“İkimiz birlikte kaçtık.”

“Sonra?”

“Bizi ayırdılar.”

Duru’nun gözleri doldu.

“Sen nereye gittin?”

Lara’nın yüzü karardı.

“Beni onların yanına götürdüler.”

“Ne yaptılar?”

Lara cevap vermedi.

Babası araya girdi.

“Bunu bilmen gerekmiyor.”

Lara babasına baktı.

“Artık bilmesi gerekiyor.”

Babasının yüzü sertleşti.

“Lara.”

“Yıllarca sustuk.”

“Onu korumak için.”

“Hayır.”

Lara’nın sesi titredi.

“Onu gerçeğe hazırlamak için.”

Duru iki kardeşin arasında bakışlarını gezdirdi.

“Benden başka ne saklıyorsunuz?”

Hiç kimse cevap vermedi.

Duru tekrar sordu.

“Benden ne saklıyorsunuz?”

Lara sonunda konuştu.

“Senin kazanın…”

Duru’nun yüzü gerildi.

“Ne?”

Lara devam etti.

“Senin tekerlekli sandalyeye mahkûm olman…”

Bir an durdu.

“Bir kaza değildi.”

Duru’nun eli titredi.

Annesi ağlamaya başladı.

“Yeter.”

Ama Duru annesine baktı.

“Devam et.”

Lara gözlerini kapattı.

“Baban seni onlardan kaçırırken vuruldun.”

Duru’nun nefesi kesildi.

“Vuruldum mu?”

“Evet.”

“Ben hatırlamıyorum.”

“Çünkü hafızanı tekrar değiştirdiler.”

Duru başını salladı.

“Hayır…”

Babası ona doğru bir adım attı.

“Duru.”

“Bana yaklaşma.”

Adam durdu.

Duru’nun gözlerinden yaşlar akıyordu.

“Bütün hayatımı benden aldınız.”

“Hayır.”

“Hatıralarımı…”

“Hatıralarını geri vereceğim.”

“Ne zaman?”

“Şimdi.”

Babası cebinden küçük bir metal kutu çıkardı.

Kutunun üzerinde aynı sembol vardı.

Yarım daire.

Ortada anahtar.

Duru sembole baktı.

“Bu ne?”

Babası kutuyu açtı.

İçinden küçük bir ampul çıktı.

Ve ampulün içinde koyu renkli bir sıvı vardı.

Duru geri çekildi.

“Bu ne?”

“Hatırlamanı sağlayacak şey.”

Adrian hemen araya girdi.

“Bunu yaparsan…”

Babası ona baktı.

“Başka seçeneğimiz yok.”

Adrian başını iki yana salladı.

“Beyin hazır değil.”

Duru ikisine baktı.

“Ne demek bu?”

Adrian sessiz kaldı.

Babası cevap verdi.

“Hatırlarsan, seni neden sakladığımızı anlayacaksın.”

“Peki hatırlamazsam?”

Babası gözlerini kızına dikti.

“Onlar seni bulacak.”

Tam o anda…

Uzaklardan bir siren sesi duyuldu.

Ardından bodrumun duvarları titredi.

Bir patlama oldu.

GÜM!

Tavanın bir kısmından toz döküldü.

Annesi çığlık attı.

Adrian hemen silahını kaldırdı.

“Bizi buldular.”

Babası başını salladı.

“Beklediğimden erken.”

Lara kapıya baktı.

“Buradan çıkmamız gerekiyor.”

Babası Duru’nun yanına geldi.

“Bana güveniyor musun?”

Duru uzun süre ona baktı.

“Hayır.”

Babası acıyla gülümsedi.

“Doğru cevap.”

Sonra elini uzattı.

“Ama bana güvenmek zorunda değilsin.”

Duru’nun gözleri eline indi.

“Ne yapacağım?”

“Hatırlayacaksın.”

“Ya hatırladıklarım hoşuma gitmezse?”

Babası cevap verdi.

“Gerçeklerin güzel olması gerekmez.”

Duru birkaç saniye düşündü.

Sonra elini babasının eline uzattı.

Tam o anda…

Bodrumun üst katından bir çocuk kahkahası duyuldu.

Herkes dondu.

Duru başını kaldırdı.

Kahkaha yeniden geldi.

Bir kız çocuğu gülüyordu.

Lara’nın yüzü bembeyaz oldu.

“Bu…”

Duru ona baktı.

“Ne?”

Lara fısıldadı:

“Bu benim çocukluğumdaki ses.”

Babası bir anda silahını kaldırdı.

“Hayır.”

Karanlığın içinden küçük bir ses yükseldi.

“Duru…”

Duru’nun gözleri büyüdü.

Ses yeniden geldi.

Bu kez çok daha yakından.

“Duru, saklan.”

Babası bir anda Duru’nun önüne geçti.

“Kim var orada?”

Cevap gelmedi.

Sadece küçük kızın kahkahası.

Sonra…

Bir kadın sesi.

“Onu bulduk.”

Adrian’ın yüzü gerildi.

“Kaç kişi?”

Babası karanlığa baktı.

“Yeterince.”

Duvarın diğer tarafından ağır ayak sesleri yükselmeye başladı.

Bir.

İki.

Üç.

Sonra onlarca.

Duru babasının elini tuttu.

“Baba.”

Adam ona baktı.

“Efendim?”

Duru’nun sesi titriyordu.

“Eğer ölürsen…”

Babası gülümsedi.

“Bu kez seni bırakmayacağım.”

Duru’nun gözlerinden yaş aktı.

Ve tam o anda…

Bodrumun bütün ışıkları yandı.

Duvarın karşısında büyük bir ekran açıldı.

Ekranda bir görüntü belirdi.

Duru.

Ama dört yaşındaki Duru.

Bir odada oturuyordu.

Yanında Lara vardı.

İki küçük kız kameraya bakıyordu.

Ardından ekrandaki küçük Duru konuştu.

“Babam bana dedi ki…”

Görüntü birkaç saniye bozuldu.

Sonra küçük Duru’nun yüzü yeniden göründü.

“Bir gün beni öldürdüklerini söyleyecekler.”

Duru’nun nefesi kesildi.

Ekrandaki çocuk devam etti.

“Ben öldüğümü söylersem…”

Küçük kız kameraya doğru eğildi.

“Babama inanma.”

Görüntü karardı.

Duru’nun babası olduğu yerde donmuştu.

Lara gözlerini kapattı.

Adrian silahını indirdi.

Ve karanlığın içinden bir adamın sesi geldi:

“Çünkü gerçek baban…”

Bir saniyelik sessizlik.

“…karşında değil.”

Duru yavaşça arkasına döndü.

Babası oradaydı.

Ama yüzündeki ifade…

İlk kez korkuyordu.

Ve karanlığın içindeki ses son cümlesini söyledi:

“Gerçek baban, yıllar önce seninle birlikte öldü.”

Duru’nun gözleri büyüdü.

Babası bir adım geri çekildi.

Lara bağırdı:

“Duru, ona yaklaşma!”

Ve Duru’nun elindeki telefon yeniden titredi.

Yeni mesaj.

BANA DEĞİL, LARA’YA GÜVEN.

Gönderen:

BABA.

Duru başını kaldırdı.

Lara’ya baktı.

Lara ise ağlıyordu.

“Duru…”

“Bana gerçeği söyle.”

Lara cevap vermedi.

Duru’nun sesi daha sert çıktı.

“Lara!”

Lara gözlerini kapattı.

Sonunda fısıldadı:

“Babamız…”

Bir an sustu.

“…o değil.”

Duru’nun bütün bedeni buz kesti.

“Peki kim?”

Lara gözlerini açtı.

“Bunu öğrenmek için…”

Karanlıktan gelen ayak seslerine baktı.

“…önce buradan sağ çıkmamız gerekiyor.”

Bölüm Tamamlandı

BÖLÜM 14 – KIZIM

9 dk
Okuma Süresi
14/15
İlerleme

Bölüm Yorumları (0)

Yorumlar yükleniyor...
Sesli Okuma
Otomatik Kaydırma
Mühürlü Gül, Bölüm 14
📝

Kişisel Not

Sağ üstteki ⚙️ Ayarlar ile okuma deneyimini kişiselleştir — tema, yazı tipi, sesli okuma ve daha fazlası.
👁️
Göz Molası
20 dakikadır okuyorsun. 20 saniye boyunca 20 metre uzağa bak.