Bölüm 1
Hayat Ağacının Varisleri

Önsöz

4 dk okuma

   Asırlar önce şu an adını dahi bilemediğimiz tarihin tozlu sayfalarında kaybolan 12 medeniyet vardı. Bu medeniyetlerden her biri tanrının onlara bahşettiği bir hayvanı temsil ediyordu. Bu medeniyetlerden her birinin, temsili hayvanın güçlerini ödünç alarak kullanabilen “Tuyon”ları ve tuyonlara yardımcı olan geleceği tahmin edip büyü yapabilen “Kam”ları vardı. Zamanla tanrıların bahşettiği güçlerle huzurla yaşayan bu 12 medeniyet diğerlerinden daha üstün olma hırsıyla açgözlülük yaparak huzuru bozdular. 12 klan arasında patlak veren savaşta yıllarca sonuç alamadan halklar katledildi. 12 klanın tuyonlarının gücü birbirini dengelediği için savaş bir çıkmaz sokaktı. Aylar ayları yıllar yılları kovaladı. Bu yıllar içinde sağ çıkmayı başaran 2 tuyon Yılan ve Pars karşı karşıya geldi. Son savaş başlamak üzereyken zamanında tuyonların yandaşları olan ama zamanla önemsiz olarak görülüp bir kenara atılan genç deneyimsiz kamlardan biri tanrıdan bir mesaj aldı. Bu son savaş şuana kadar görülmüş en büyük savaş olacak ve tüm medeniyetin sonu olacaktı. Bu öngörülen bir durum olsa da kimsenin tuyonlara karşı çıkabilecek gücü yoktu ama Kayra adındaki bu Kam tanrı tarafından bunu engellemek için seçilmişti. Ne talihsizliktir ki kayra sadece 17 yaşında eğitimsiz ve bilgisiz bir kamdı. Yıllarca süren savaşta ona eğitim verebilecek veya onu kollayabilecek biri bile kalmamıştı. Neredeyse bütün Kamlar tuyonları ve halklarıyla beraber katledilmişti. Maalesef şuan endişelenme zamanı değildi Kayra tanrıdan bir duyum almış ve tüm medeniyetin kurtulmasının tek yolunun bu olduğunu anlamıştı. Ne yapması gerektiğini bilmiyordu. Sadece tanrının onun yanında olduğunu bilerek yılan ve pars tuyonlarının savaştığı yere doğru ilerledi. Açgözlülükle ve güç hırsıyla gözleri kör olmuş tüyonlar Kayranın yanlarına geldiğini bile fark edememişti. Kayranın aralarına girmesine ramak kala derin bir nefes aldı ve boş bir zihinle aklına gelen ilk sözcükleri mırıldandı. Birden bembeyaz bir ışık Kayranın göğsünden çevreye doğru yayıldı ve kayrayla birlikte tuyonları da yuttu. Tuyonlar ölmüş savaş bitmişti ama bu masum bir çocuğun hayatına mal olmuştu. Kayradan geriye kalan sadece küçük altın gibi parlayan fidandı. Kamlar o fidana ve kendini feda eden kayranın mirasına sahip çıkıp fidanı ve bu destansı hikayeyi nesillerce korudular. Sonunda o küçük fidan dev bir çınara dönüştü ve “hayat ağacı” oldu. Tanrının lütfuyla kaplanmış bütün bir medeniyeti kurtarmış o kişiden geriye kalan kutsal emanetti. Aradan geçen yılların ardından Kayranın hikayesini bilen ve ona saygısını sunan insanlar çoğaldı ama buna eşzamanlı olarak ana tanrı unutulmaya yüz tuttu. Yeni gelen nesiller tanrının kayraya verdiği lütuftan çok kayranın fedakarlığına odaklanmıştı. Bu yüzden zamanla ana tanrının gücü azaldı da azaldı ve sonun da ana tanrı onu hatırlayan biri çıkana kadar bilinmezliğe terk edildi. Bu süreçte Kayraya inanan ve secde eden insanlar Kayranın varlığını kutsal bir seviyeye yükseltti ve kayra yeni bilinen 17 tanrıdan en güçlüsü haline geldi. İnanç onun hatırlaması dışında ona kutsal bir güç te getirmişti. 

    Günlerden bir gün taşrada eğitim yapan bir gencin ayağı bir şeye takıldı ve yere düştü. Ayağa kalkıp takıldığı şeyi incelemeye başladığında bunun eski bir kalıntı olduğunu fark etti. Kalıntıdan daha önce hissetmediği ferahlatıcı bir his alıyordu. Kalıntı üstünde yazılar olan parçalanmış bir heykel şeklindeydi. Bu asırlar önce bilinen asıl tanrının geride kalan, günümüze ulaşabilen birkaç hayali tasfirinden biriydi. Tanrı geride kalan son gücünü de kalıntıya yönlendirerek gence son kez lütfunu bahşetti. Genç adam geçmişte olanları bir film misali görüsünde gördü ve ona bu görüyü bahşeden tanrının varlığının farkına vardı. Gencin kalbinde yeni bir inanç tohumu yeşerdi. Artık kayra ya da onlara bir işaret göndermeyen diğer 16 tanrıyla ilgilenmiyordu. Bundan sonra secde edeceği tek tanrı antik ana tanrıydı. Bu sayede ana tanrı tamamen bilinmezliğe terkedilmekten kurtuldu. Şimdi ana tanrının istediği şey eskisi gibi ona daha çok insanın inanıp secde etmesi değildi. Onu unutan ve gerçekten tanrı bile olmayan varlıklara inanmayı seçen insanları ayıklayıp eski düzenli güzel dünyayı geri getirmek istiyordu. Bunun üstüne antik zamanlarda yaptığı gibi gence 12 hayvan gücünden parsı verdi. Ona inanacak ve gücünü kazanmasını sağlayacak insanlar çoğalana kadar kendini muhafaza etmek için sessizliğe gömüldü. Bu süreçte pars asıl tanrıyı yüceltmek ve insanları doğru yola çekmek için tanrının mucizesine inanacak insanlar aramaya başladı.


Bölüm Tamamlandı

Önsöz

4 dk
Okuma Süresi
1/1
İlerleme

Bölüm Yorumları (0)

Yorumlar yükleniyor...
Sesli Okuma
Otomatik Kaydırma
Hayat Ağacının Varisleri, Bölüm 1
📝

Kişisel Not

Sağ üstteki ⚙️ Ayarlar ile okuma deneyimini kişiselleştir — tema, yazı tipi, sesli okuma ve daha fazlası.
👁️
Göz Molası
20 dakikadır okuyorsun. 20 saniye boyunca 20 metre uzağa bak.