“Dünyadaki en değerli şey nedir?”
“Ruhunuzu imrendirecek, sizi kendinizden alacak şey nedir?”
Aşk mı? Yoksa zenginlik mi?
İster dünyanın zirvesinde olun, ister cehennemin dibinde…
(Kralların ve kölelerin silüetleri belirir.)
Nerede olursanız olun, dünyadaki en değerli şey kesinlikle şudur…
Işıklar süzülür ve sahne açılır.
Cennet toprakları olarak bilinen Miseria’nın ihtişamlı ana kalesi Kari’de, Lordlar korkunç bir gerçeği öğrenir.Saklı bir hazine çalınmıştır.
Altı İlahi Lord’dan biri olan uzun boylu adam konuşur:
— Saklı hazinenin bu kadar hızlı ele geçirilmesi ve bize karşı kullanılması olası değil. Bu işte başka bir durum var.
Alımlı saçları, adeta ellerden oluşuyormuş gibi görünen kadın Lord cevap verir:
— Belki de bu işimize yarayabilir. Çocuğu kullanabiliriz.
Arkadaki gizemli figür, evcil kurdunu severken konuşur:
— Alex… Acımasızsın. Ama hoşuma gitti. O zaman öyle yapalım.
Uzun boylu adam Goldenshield Arthur , her zamanki ciddi ve disiplinli tavrını korur. Ancak yüzündeki ifade, içten içe ne kadar gergin olduğunu belli etmektedir.
Sonra konuşur:
— Lord Morgan, bu olayı daha yakından incelemek istiyorum.
Kalenin üzerindeki bulutlar huzursuzmuş gibi hareketlenmeye başlar. Işık huzmeleri, bulutların arasından süzülerek kalenin balkonuna düşer. Ardından bulutların içinden ağaç köklerini andıran uzantılar sarkar.
Bu olağanüstü olay, aslında bir Lord’un kaleye inişidir.
Lord Goetia Grick salona doğru koşar. Çığlık çığlığa bağırmaktadır:
— Arthur! Morgan! Büyük efendiler, çabuk gelin! Yardımınıza ihtiyacım var! O lanet Wolf hapishaneden kaçmış! Ve bize ihanet edenlerle birleşmesi an meselesi! Acilen bu durumu çözmeliyiz!
Telaşı, gagasından süzülen damlalardan bile anlaşılmaktadır. Yarı kuş, yarı insan olan Grick korkudan titremektedir.
Alex onu sakinleştirmeye çalışırken Arthur durumun ciddiyetini fark eder.
Morgan sert bir ses tonuyla sorar:
— Grick… Wolf şu an nerede?
Grick yutkunur.
— Westown’da… Ama şehrin her yerinde olabilir.
Karanlığın içinden Morgan öne çıkar. Kürklü bir ceketin üzerine takım elbise giymiş, hafif kilolu ama yapılı bir adamdır. Yanındaki kurt hırçınlaşmaya başlar.
Morgan öfkeyle bağırır:
— LANET OLSUN! ŞEHRİN TÜM KAPILARINI DERHAL KAPATIN! BU, TARİHİ BİR YIKIMDIR!
Cennet krallığının yemyeşil , kralların kahkahalarıyla süslenen taştan yapıları kara bulutlar arasında kalırken.
Açık gökyüzünün olduğu ve geleceğin şehri açığa çıkar.
Westown.
Dünyanın ticaret merkezi…
Refah seviyesinin zirvede olduğu, yaşanabilirlik oranı yüksek ve suç oranının oldukça düşük sayıldığı bir şehir.
İlk görevine hazırlanan genç bir çocuk öne çıkar. Uzun siyah saçları, yeşil gözleri ve sıra dışı kıyafetiyle dikkat çekmektedir.
Kendi kendine mırıldanır:
— O zaman ilk avlayacağım kişi kimdi?.. Heh, Tom denilen eleman. Güçlü gözüküyor… Bu benim için zor olabilir. Dikkatli olmalıyım.
Bugün avlanması için kendisine verilen silah ise oldukça ilginçtir.
Yemyeşil renkte, tuhaf bir baltadır.
Genç çocuk bir ruh avcısıdır ve büyük Miseria İmparatorluğu için çalışmaktadır.
Onun adı Maylor Nexus’tur.
Nexus, şehrin en yüksek binalarından birinin, elle şekillendirilmiş gibi görünen çatısında oturmakta; elindeki suçlu raporlarını dikkatlice incelemektedir.
Yanında ise baltası, sessizce yerde durmaktadır.
Bir an durur.
Rüzgâr saçlarını savururken gözleri rapordaki isme takılır:
Tom. Elindeki kağıtla uğraşan Nexus olacak felaketten habersizdir.
Yanındaki balta konuşur.
-Pstt hey sen ne duruyorsun bu çatıda çabuk beni kaldır buradan.
Balta bir anda parlar ve çatıda bir patlama gerçekleşir.
Onca yükseklikten yere düşen Nexus’un canı hiç yanmamıştır.
İnsanlar korkuyla kaçışırken Nexus etrafa bakar ve gözlemler.
İlginç bir şey vardır.
O geri dönmüştür.
Kara Anne onun için gelmiştir…
Kafasında siyah boynuzlar yüzünün ortasında ise kocaman yeşil bir göz olan kadın seslenir.
-Evladım yoksa beni sevmiyor musun?
Kara dumanlar kadının ve Nexus’un etrafını sarar her şey karanlığa gömülür.
Gecenin hanımı Nexus’a yaklaşır. Ve ona sarılır…
Bölüm Yorumları (0)
Bu bölüm hakkında yorum bırakmak için giriş yapın.