Araya girerek açıklamada bulunuyorum, evet Baekhyun orayı Wonho’nun evi zannediyordu. Chanyeol böyle bir mevzuyu kimsenin gözüne sokacak bir ev sahibi değildi ve pekala Wonho da bu zenginliği kullanarak hava atmaya yatkın bir kişiliğe sahipti. Dolayısıyla Baekhyun’a o evin kendisine ait olduğunu söylemesi sorgulanacak bir mesele değildi. Zaten CN’de de çok iyi bir pozisyonda çalışıyor olduğu için öyle bir evi alması garip olmazdı. Öyle miydi? Wonho yönetici olduğunu söylese de bölümlerin altındaki ekiplerin başındaki küçük ortaklardan biri olduğunu hatırlatmamıza gerek yok diye düşünüyorum. Yani kısacası Baekhyun’a kendinden bahsederken atladığı -ve çarpıttığı- bazı detaylar vardı. Baekhyun da tüm bunları ona olan güveninden midir bilinmez ama sorgulamıyordu.
Chanyeol artık içmeyi abartan kuzenine engel olmaya çalışmaktan vazgeçmiş, onun ısrarıyla kendi de bir iki kadeh devirmişti. Yine de en azından eve dönmek için kendini sorumlu hissettiği için içmeyi bırakarak sadece başı belaya girmesin diye kuzeninin yanında durmuştu. Kuzeni tamamen kendinden geçerken arasının pek iyi olmadığı akrabalara bulaşması bir düğün için hiç iyi bir izlenim olmazdı. Bu yüzden Chanyeol gece boyunca ona göz kulak olmuş, gece sonunda Baekhyun ve Wonho’yla arabaya geçerken Baekhyun’un gözlerindeki minnettar havayı sezmişti.
O akşam Chanyeol’un neden gergin olduğunu özet geçecek olursak iki hafta boyunca ardı arkası kesilmeyen aksaklıklarla karşılaşmış, şirkette geçirdiği zaman bu aksaklıklar nedeniyle ikiye katlanmıştı. Yoğunluğu yetmiyormuş gibi bir de kuzeninin onu arayıp düğüne gelecek davetlilerle ilgili söylenmesini dinlemişti. Kısacası onun için fazla zorlu bir 2 hafta geçmişti ve en azından düğün telaşının bu akşam kapanmış olmasından büyük bir memnuniyet duyuyordu. İkili balayına gittiklerinde de işlerini bitirip yalnız kafa dinleyeceğini umuyordu.
Araba yolculuğu boyunca Wonho sızdığından, Baekhyun yorgunluktan ve Chanyeol baş ağrısından dolayı konuşmamıştı. Eve girdiklerinde Chanyeol Wonho’yu odasına taşımış, Baekhyun’a iyi geceler dileyip odadan çıkarken bir şeyler daha içmek isteyerek aşağıya ilerlemişti. Baekhyun teşekkür edip üzerini değiştirmeye koyulurken Chanyeol’un aşağıda yaptığı tıkırtılardan uyumaya miyeti olmadığını anlamıştı. Üzerine saten, sırf balayı için aldığı geceliklerden birini geçirip yatakta çoktan sızmış bir şekilde uyuyan Wonho’ya bakıp zorla üzerindekileri çıkararak yatağa tamamen girmesini sağlamıştı. Odanın boğucu havasından rahatsızlık duyarak bir pencere açıp serinlikle titreyerek pencereyi hemen geri kapatmıştı. Yatağa uzansa da bir dkika sonra uykusunun olmadığına karar vererek aşağıda Chanyeol’e katılmaya karar vermişti. Aşağıya indiğinde Chanyeol salondan açılan kapıdan geçip elinde kadehi ve kırmızı şarabıyla bahçeye güzel bir yerden bakan koltuklara doğru ilerliyordu. Chanyeol koltuğa yerleşip elindekileri masaya koyarken de Baekhyun bir kadeh kapıp kendini bahçede bulmuştu bile. Chanyeol onu gördüğünde kendisine içki dökmekteyken hafif bir tebessümle mırıldanmıştı.
– Vay.. hoş geldin. Seni bu saatte uyanık görmeye alışık değilim.
– İçerisi çok boğucu.. dışarısı da serin ama en azından nefes alabileceğimi düşündüm.
Baekhyun az önce camı açıp nasıl titrediyse ilk bahçeye çıktığında da öyle hissetmiş fakat sonra bu soğukluğa dayanabileceğini düşünerek Chanyeol’un yanına yerleşip kadehini doldurması için masaya bırakmıştı. Chanyeol konuşmadan kadehini doldururken eklemişti.
– İlk gecenizde odada kalmak istemedin yani.
Chanyeol’un Baekhyun’un yüzüne bakarak söylediği şeyle Baekhyun kızarmaya başlamış, bahsedilen mevzu ona çok müstehcen geldiğinden midir bilinmez oturduğu yerde biraz gerilmişti. Chanyeol oluşan garip ortamı fark edince hafif gülerek ortamı yumuşatmaya çalışıp ona koyduğu içkiyi uzatmıştı.
– Şaka yapıyorum. Bu kadar utanacağını düşünmemiştim.
– Ben sadece.. -Yanakları daha da kızarmış ve gözlerini ondan kaçırmıştı.- Bir alfayla böyle şeyler konuşmak tuhaf. Bu gece gerçekten çok bunaldım, belki de insanlar yüzündendir. Karışan feromon kokuları başımı ağrıtıyor.
Chanyeol anladığını belirtir gibi başını sallarken içkisini incelemiş, ondan bir yudum alarak bu gece yaşadığı baş ağrısının en büyük sebeplerinden birini hatırlamıştı. Yüzünde günlerdir yaşadığı gerginliğin izleriyle durgun bir şekilde içkisini yudumlarken Baekhyun’un da ne kadar düşünceli ve durgun olduğunu fark etmemek işten değildi. İçkiyi kendi istemiş olsa bile bir yudum aldıktan sonra yalnızca içkiyi döndürüp, bardağı inceleyip durmaya başlamıştı. İçkiyle oynuyor gibi görünürken Chanyeol’un bakışları oraya nereden geldiğini bilmeden Baekhyun’un üzerindeki geceliğin bıraktığı çıplak beyaz teninde geziniyordu. Bacaklarını neredeyse hiç örtmeyen bir şortu, omuzlarını, boynunu ve köprücük kemiklerini tamamen açıkta bırakan askılı bir üstü vardı. Baekhyun soğuktan titrediğinde Chanyeol onun üşüdüğünü tabii fark edebilirdi ki onu bu denli incelerken görmemesi imkansızdı. Chanyeol üzerindeki ceketi çıkarıp Baekhyun’un omuzlarına bırakmış, kravatını gevşetip gömleğinin kollarındaki düğmeleri çözerek yukarıya doğru kıvırmaya başlamıştı çünkü resmen içinden lavlar akıyor gibi hissediyordu. Kanı sanki 300 derece kızmış gibi içi yanarken kollarını sıvama işi bittikten sonra serinlemek için kafasına diktiği şarabın hiçbir anlamı yoktu.
Baekhyun Chanyeol’un bakışlarını fark etmemişti, kafasındakiler o kadar yoğundu ki bahçeyi izlemeye ve içkisiyle oynamaya devam ederken titrediğinde saniyeler içinde gelen sıcaklık hissiyatıyla ancak dönüp Chanyeol’e bakabilmişti. Ceketten burnuna doğru keskin bir çam kokusu dolarken karışık feromon kokuları yüzünden yaşadığı mide bulantısının anında uçup gittiğini hissetmişti. Bu kokunun herhangi bir parfüme değil de Chanyeol’un kendi öz kokusuna ait olduğunu anlaması uzun sürmemişti. Baekhyun bu kokudan rahatsız olmamış, hatta cekete sarınabilmek için bardağını bırakarak bacaklarını da kendine çekip cekete tüm vücudunu sarabilecek kadar küçülmüştü. Tüm bu sürede karşısında ateşler içinde yanıyor gibi kollarını sıvayan alfayı görünce şaşkınlıkla gülmek arasında konuşmuştu.
– Ben donuyorum sana sıcak mı geliyor?
Chanyeol kendi ceketinin arasında minicik duran Baekhyun’u incelerken onun bu sevimliliğini kafasında tartamıyordu bile. Dikkatini başka şeylere vermeye çalışarak kalkıp kadehini bırakarak konuşmuştu.
– Evet.. soğuk bir duş alsam iyi olacak. Siz ne zaman yola çıkarsınız?
– ..Huh? Ah, balayı için..evet. Öğlen sanırım. Wonho ancak kendine gelir.
– Güzel.. iyi eğlenceler şimdiden, iyi geceler Baekhyun.
Baekhyun oturduğu yerden ona bakarken başını sallamış ve tebessüm ederek mırıldanmıştı.
– İyi geceler Chanyeol.
Chanyeol onun cevabının ardından kibarlık adına tebessüm edip onu orada bırakmıştı. Aceleyle yukarıya çıkarken kendisini buzlu sulara atmak isteyerek resmen kendi odasına dalmıştı. Bu yaşadığı herhangi bir ateş basması değildi, tüm o bastırıcı ilaçlara rağmen omegadan yayılan buram buram okyanus kokusunun tetiklediği kızgınlıktı. Chanyeol pişman olmamak için kafasındaki düşünceleri susturmaya çalışıp kışkışlasa da fazla uzun sürmeyecekti. Kendini soğuk suyun altına attığındaysa duvarın kenarına oturup sonunda üşütecek olsa bile en soğuk ayarda kafasındakilerin yerine başka şeyler koymaya çalışarak, ilaçtan birkaç tane yutup bastırmasını umarak geçirmişti. En azından kendi kokusunun yayılmasını önleyebilmek için bunlar şarttı. Yoksa Baekhyun’un yanlış (?) anlamasına sebep olabilirdi. Neyse ki yarın gideceklerdi ve endişelenecek bir şey kalmayacaktı. Chanyeol kendini bir şekilde avutarak yeterince serinlediğinden emin olup yine de pencere açık ve ince bir takım pijamayla yatağa uzanarak bütün gece o şekilde uyumayı tercih etmişti. Ertesi sabah da iş için sabahın köründe evden çıkıp giderken bütün gece üşütmesinin etkisiyle burnunu çekip duruyordu. Yine de ne bu şekilde uyumaktan ne de onlarla vedalaşmamış olmaktan pişman değildi. Kızgınlık dönemine girmiş ve onu zorla ilaçlarla bastırmışken bunda etkisi olan omegayla tekrar karşılaşmaması en iyisiydi.
Baekhyun ise gece yalnızca 10 dakika daha orada oturabilmiş, daha sonra Chanyeol’un ceketini içerideki koltuklardan birine atıp odasına çıkarak yorgunlukla Wonho’nun yanına kıvrılıp uyumuştu. Uykusunda ona nasıl sarıldığını hissederken ara ara burnuna esen çam kokusunun sebebini hala ceketin bıraktığı izler sanarak bu kokudan dolayı nedense daha rahat bir şekilde keyifli bir uyku çekmişti. Koku bir yerden sonra kesildiğinde uyanmış, sabahın 6’sı olduğunu fark edince kalkıp hazırlamayı unuttuğu tatil eşyalarını toplamaya başlamıştı. Öğlene doğru Baekhyun’un tahmin ettiği gibi evden çıkmışlar ve ilk uçakla Chanyeol’un onlar için hediye amacıyla ayarladığı Tayland’daki özel ‘balayı tatili’ne gitmişlerdi. Wonho ise yalnızca bir tatil için evden ayrılmalarına rağmen yine de bir veda beklediği için Chanyeol’u arayıp telefonda söylenmiş ancak Chanyeol’un ona verdiği güzel bir içki teklifi sonrası hemen yumuşamıştı. Bu şekilde Chanyeol da artık bir süre kafa dinlemesi umuduyla işlerine gömülmüştü.
Bölüm Yorumları (0)
Bu bölüm hakkında yorum bırakmak için giriş yapın.