Jimmy McGill ile Saul Goodman arasındaki fark saç modeli ve renkli takım elbise değil. Saul, Jimmy’nin acıyla, reddedilme hissiyle ve kendi hatalarıyla yüzleşmemek için kurduğu profesyonel zırh. Better Call Saul bu dönüşümü o kadar yavaş yapıyor ki bir noktada eski Jimmy’nin ne zaman kaybolduğunu siz de tam seçemiyorsunuz.
Slippin’ Jimmy hiç kaybolmadı
Jimmy gerçekten iyi avukat olmak istiyor ama kestirme yol bulma yeteneği çocukluğundan beri yanında. Sorun yeteneğin varlığı değil; her baskı anında ona dönmesinin giderek kolaylaşması.
Chuck’ın etkisi
Chuck, Jimmy’nin değişebileceğine hiçbir zaman gerçekten inanmıyor. Bu güvensizlik Jimmy’nin en kötü tarafını hem yaralıyor hem besliyor. ‘Nasıl olsa beni hep dolandırıcı göreceksin’ düşüncesi, zamanla davranışı meşrulaştıran bahaneye dönüşüyor.
Kim neden önemli?
Kim Wexler, Jimmy’nin hem en sağlıklı bağı hem de suç ortaklığı tarafını büyüten kişi. İkisi birbirini gerçekten seviyor ama birlikte yaptıkları bazı şeyler sınır duygusunu aşındırıyor. Howard’a karşı kurdukları plan bu dinamiğin en ağır sonucu.
Saul bir yas mekanizması
Büyük kayıplar sonrası Jimmy’nin duygularını işlemesi yerine işe, şakaya ve Saul personasına kaçtığını görüyoruz. Saul ne kadar gürültülü olursa Jimmy’nin içindeki sessizlik o kadar görünmez kalıyor.
Dönüşüm tamamlandı mı?
Breaking Bad dönemindeki Saul neredeyse tamamen performans halinde. Fakat Better Call Saul finali, Jimmy’nin tamamen yok olmadığını gösteriyor. Yıllarca kaçtığı sorumluluğu kabul edebildiği anda isim de tekrar anlam kazanıyor.
Neden trajik?
Çünkü Jimmy’nin yetenekleri gerçek. İnsanlarla bağ kurabiliyor, yaratıcı düşünebiliyor ve hukukta iyi olabilecek kapasitesi var. Saul Goodman kader değil; tekrar tekrar seçilen kaçış yolu. Bu yüzden dönüşüm kızdırdığı kadar üzüyor.
Saul ismi neden bu kadar kullanışlı?
‘Saul Goodman’ yalnızca reklam için akılda kalıcı isim değil; Jimmy’nin sorumluluğu başka bir karaktere devretmesine yardım ediyor. Jimmy yanlış yaptıysa suçluluk hissedebilir, Saul yaptıysa bu zaten markanın işi gibi. Persona gittikçe ahlaki amortisör görevi görüyor.
Better Call Saul’un Breaking Bad’den farklı gücü burada. Sonucu baştan biliyoruz ama soru ‘Saul olacak mı?’ değil, ‘Jimmy bu kadar uzağa nasıl gidecek?’ oluyor. Trajediyi spoiler bozmak yerine daha da ağırlaştırıyor; her iyi anın sonunda nereye varacağını biliyoruz.
Jimmy’nin en büyük açmazı
Jimmy, insanların kendisini yalnızca Slippin’ Jimmy olarak görmesine öfkeleniyor ama bu öfkeyle yaptığı bazı seçimler tam da o yargıyı doğruluyor. Chuck’ın haksızlığı ile Jimmy’nin hataları aynı anda doğru olabilir. Better Call Saul’un karakter yazımı bu ikiliği koruduğu için güçlü; izleyici tek bir kötü adam bulup rahatlayamıyor.







Bu yazı için henüz yorum yok.
İlk yorumu sen bırak.